31 Ocak 2012 Salı
BİR FİLM: BUZ DEVRİ-3
Deniz, abileri sayesinde bol bol film izledi bunlardan biri de "Buz Devri-3". Bir ve iki de olduğu gibi kahramanlarımız gene aynı ama pek çoğunuzun bildiği gibi yeni kahramanlar eklendi eskilere ve artık dinozorlarda sahnede yerini aldı. Deniz en çok Dino Ana ve yavrularına hayran hele bazı sahneler var ki nefes almadan izliyor. Hala izlemeyenler varsa izleyin derim:)
Not: Biz epey bir geriden takip ediyoruz filmleri farketmişsinizdir:)
30 Ocak 2012 Pazartesi
DIY- DOLAP YENİLEME
Deniz'in giysi dolabının kapakları camlı ve her ne kadar düzenli olmaya çalışsakta bu her zaman mümkün olmuyor, söz konusu çocuk odası olunca fazlasıyla renk ve karmaşa var demek, en azından Deniz'in odası böyle:)
Ben işin içine biraz eğlence katmak istedim ve camları dikey şeritler halinde böldüm, çekmeceler ve kapağın ahşap dokusuyla da uyumlu oldu.
Bu şeritleri yapmak çok kolay çift taraflı beyaz bant kullanıyoruz sadece, kapak boyunda kesip yapıştırdım:) Cam boyası alınca şeritlerin arasını beyaz ile boyayacağım ve şeritleri kaldıracağım ama şimdilik böyle kullanmak bile bana yeter. Artık giysilerin görüntüsü eskisi kadar gözümü yormuyor.
EVDE KUZU ÇIKARMASI
Hafta sonu evimiz şenlendi, kuzuların biri hariç Demir'im gelemedi, üç kuzunun hakimiyetinde iki gün geçirdik.
Büyüklerin, çocuklar uykuya çekildiğinde anca iki çift laf etmeye fırsatı oldu, hatta bir gece saat üçe kadar oturup sohbet etmişiz, gerçi ne kadar geç yatsakta saat yedide kalkan çocuklar sayesinde yine ayaktaydık sabah.
Üç oğlan çocuğunun gürültülü oyun oynamalarının enerjimizin tamamen sönmesine sebep olduğunu hemen keşfettik ve bağırarak birbirimize laf anlatmaktansa onlara uymamızın daha iyi olacağına karar verdik ve çocuklarla uzun uzun oyun oynadık, bol bol çizgi film izledik, annemin arada bir bu gürültüye dayanamayıp kitabını kapıp çalışma odasına kaçtığını söylemeliyim öyle bir kaçmış ki kitabı bitirip geldi yanımıza yeni bir kitaba başlamış bu arada.
Çocukların geçmiş doğum günlerini ve Deniz'in de gelecek doğum gününü hepimiz bir aradayken bir pastayla kutladık, mumları beraber üflediler, defalarca.
Güzel bir hafta sonuydu, Allah nicelerini nasip eder inşallah, çocukların saf mutluluğu insanı mutlu eden şey. Küçük Deniz biraz daha büyümüş bir şekilde bir haftayı daha geride bıraktı, abilerinin yanında biraz daha büyüdü bu kesin:)
27 Ocak 2012 Cuma
DENİZ DALGALI-2
Turp yemeyi deniyor:)
Yine akşam sofrasında olduğumuz bir gün babasının tavadan aldığı köfteleri görünce hayııır az kaldı bitirme bırak diye seslendi, babası ve ben hayretle birbirimize baktık, pek yemek için bunları söylemez çünkü, hadi bakalım maşallah diyelim (içimden bir ses babayla bir derdi var diyor ama hadi neyse!)
Deniz, geçen hafta en sevdiğim halıyı bir güzel halletmiş ben işteyken, yediği muzun yarısıyla beyaz halının üstünde daireler çizmiş, muz lekesini bilenler bilir berbat bir kahve rengi ve üstelik çıkmıyor, çaresine bakıncaya kadar halıyı bir süre kaldırdım, lekeli görmeye dayanamıyorum çünkü.
Akşamları eve giriş bazen krize dönüşüyor bazı günler beni hemen içeri alıp babasını kapının dışında bırakıyor!
Yine kapıda karşılama hikayesi ve bu sefer bir türlü kapıyı bize açmıyor, oğlum aç dışarısı soğuk, hayıııır, oğlum üşüdük bak girelim çok özledim seni hayıııır, işten geldik hadi geç kaldım yemek pişiricem, hayıııır! (En nihayet anne sabredemez ve yavaşça kapıyı zorlar ve açar anahtarıyla)
Yine kapıda karşılama bu sefer mutlu son, daha kapının girişinde üstüme atlayıp karşılar beni anne seni çooook seviyoyum, çooook, baba hemen atlar hani bana bana sarılma yok mu?
Her gün bir kapı maceramız var bizim:)
26 Ocak 2012 Perşembe
CEVİZ KABUĞUNDAN SÜRPRİZ
Genelde kendi yaptığım işleri paylaşıyorum blogumda ama bazen öyle şeyler çıkıyor ki karşıma paylaşmadan yapamıyorum, herkes görsün ilham alsın istiyorum işte bunlardan biri:
Bu cevizden ne çıkacak acaba?
Eveeet, işte ceviz içi.
İşte size hediye vermenin güzel bir yolu, ne kadar ilham verici değil mi? Daha fazla ilham için bu siteyi ziyaret edin.
KÜÇÜK KUTULAR YAPALIM
Blogları gezinirken çok hoşuma giden bu küçük kutucukları gördüm, özellikle "Cafe Nohut" senin seveceğin bir kağıt katlama işi bu (gerçi senin gözünden kaçmaz ama). Ben önce küçük sonra da büyük kartonlarla deneyeceğim, yapılış aşamalarını görünce anlayacaksınız çok kolay, tek bir parça kağıttan yapılma. Bu kutuları kapaklı da yapabiliriz:)
Kutuların nasıl yapıldığına gelince burayı ziyaret edin, öğrenin.
25 Ocak 2012 Çarşamba
BASİT BİR TOPRAKTIN ÖNCE
Sonra su girdi içine, bekledin bekledin su iyice işledi bünyene
Sonra yoğruldun, ezildin, vuruldun iyice
Sonra yumuşadın, kıvama geldin, şekilden şekile girdin
Sonra dönen bir tornaya oturdun, merkeze alındın, torna döndü sen döndün torna döndü sen döndün
döndükçe ezildin, içinden çıtırtılar duyuldu sanki çıralar yanıyordu,
Torna döndü sen döndün, yükseldin alçaldın ve bir güzellik kesildin...
Fadiş
Canım yavruma: Aslında ben bir seramikçiyim kıvırcığım, çömlek tornasında çok günlerim geçti, yumruk kadar kili merkeze oturtup onu şekle hale koyabilmek için çok ter döktüm, şimdi bakma, yok kille işim ama bir gün sana da çömlek yapmayı öğretirim.
24 Ocak 2012 Salı
KİRPİ AİLESİ- ORMANDA MUTLU SON
Tavşan, yakındaki çiftliğe koşmuş ve çiftliğin kara koyununa derdini bir bir anlatmış.
Beyaz tavşan eli boş dönmemiş, çiftliğin kara koyunu ona bol bol havuç vermiş.
Beyaz tavşan eli boş dönmemiş, çiftliğin kara koyunu ona bol bol havuç vermiş.
Telaşla kirpi ailesinin yanına koşmuş tavşan, havuçları vermiş kirpilere.
Tavşanın gösterdiği bu dostluğa minnettar, başlamışlar havuçları kıtır kıtır yemeğe.
Ormanda keşfedilecek çok şey varmış, onlar aslında olmaları gereken yerdelermiş.
Dostları tavşan ve diğer canlılarla birlikte yeni bir hayata başlamışlar.
Not: Resimde gizlenen iki hayvanı bul:)
23 Ocak 2012 Pazartesi
KİRPİ AİLESİ- Ailenin en küçüğü Bidiş
Beyaz tavşan henüz onlarla tanışmaya cesaret edememiş, bilirsiniz o da biraz ürkektir, kendi kendine söz verir, yiyecek bulup yanlarına gitmeye karar verir.
Kirpi Bidiş ailenin en küçüğüymüş ablası Miniş'e göre daha bir ürkekmiş, ormanda o kadar çok ses varmış ki ilk defa duyduğu sesler heyecanlanmasına sebep oluyormuş ve ne zaman heyecanlansa istemeden oklarını fırlatıyormuş.
Annesi zamanla bu seslere alışacağını ve ormanda yaşamaktan mutlu olacağını anlatmış Bidiş'e. Yakında ormanı keşfe çıkacak ormanın bütün bitkilerini, canlılarını tanımaya başlayacaklarmış.
Bidiş:
-Anne dikenlerim benim de canımı acıtır mı? diye sormuş.
Annesi:
- Acıtır Bidişim, dikenlerini attığın yere her zaman dikkat et, dikkat etmezsen dikenlerin dönüp dolaşıp sana batabilir demiş ve sevgiyle kucaklamış yavrusunu, o minik anlına kocaman bir öpücük kondurmuş.
Beyaz tavşan mı? Yola çıkmış işte ama nereye? Ormana pekte uzak olmayan güzel bir çiftliğe .
Kirpi Bidiş ailenin en küçüğüymüş ablası Miniş'e göre daha bir ürkekmiş, ormanda o kadar çok ses varmış ki ilk defa duyduğu sesler heyecanlanmasına sebep oluyormuş ve ne zaman heyecanlansa istemeden oklarını fırlatıyormuş.
Annesi zamanla bu seslere alışacağını ve ormanda yaşamaktan mutlu olacağını anlatmış Bidiş'e. Yakında ormanı keşfe çıkacak ormanın bütün bitkilerini, canlılarını tanımaya başlayacaklarmış.
Bidiş:
-Anne dikenlerim benim de canımı acıtır mı? diye sormuş.
Annesi:
- Acıtır Bidişim, dikenlerini attığın yere her zaman dikkat et, dikkat etmezsen dikenlerin dönüp dolaşıp sana batabilir demiş ve sevgiyle kucaklamış yavrusunu, o minik anlına kocaman bir öpücük kondurmuş.
Beyaz tavşan mı? Yola çıkmış işte ama nereye? Ormana pekte uzak olmayan güzel bir çiftliğe .
KİRPİ AİLESİ
"Diken ailesi" ormana yeni taşınmış daha önce bir parkın bahçesinde yaşıyorlarmış fakat parkın her yeri işgal edilince onlara pek bir yer kalmamış daha doğal bir hayat yaşamak için ormana taşınmışlar. Yüzlerinin rengi biraz sarı, benizleri atmış ailenin, ilk defa ormanda yaşamanın endişesi sarmış içlerini, eskiden olsa daha kolaymış yiyecek bulmaları şimdi nasıl yapacaklarını bilmiyorlarmış. Bu fotoğraf ormandaki ilk günlerine ait.
TAVŞAN'IN KOMŞULARI
Tavşan merakla bakınmış etrafına, gittikçe yaklaşan hışırtılara kulak vermiş. Gizlice bakmış çalıların arasından!
-Anne karnım çok acıktı demiş Miniş, benim de demiş Bidiş. İki kardeş mızıldanarak annelerinden yiyecek istemişler.
-Aaaaa demiş tavşan gizlendiği çalının arkasından yeni komşularım var demek acaba ne yer bu küçükler, ne versem de karınlarını doyursalar?
Not: Proje Çantası arkadaşım senden esinlenerek ben de bir masal çizmeye karar verdim belki bizim kahramanlar bir gün bir yerde buluşurlar:)
-Anne karnım çok acıktı demiş Miniş, benim de demiş Bidiş. İki kardeş mızıldanarak annelerinden yiyecek istemişler.
-Aaaaa demiş tavşan gizlendiği çalının arkasından yeni komşularım var demek acaba ne yer bu küçükler, ne versem de karınlarını doyursalar?
Not: Proje Çantası arkadaşım senden esinlenerek ben de bir masal çizmeye karar verdim belki bizim kahramanlar bir gün bir yerde buluşurlar:)
GÜZEL BİR PAZAR
Güzel bir pazar günü nasıl güzel olmasın! Kardeşlerim ve yeğenlerimle birlikteydim o gün. Gökhan Amca'nın her daim arabasında bulunan uçurtma çıktı bağajdan, Demir oğlan tutuyor uçurtmanın ipini öyle de güzel kullanıyor ki nasıl bir dikkat:) Bu karelerde olmayanlar var, oğlum Deniz ve eşim .Deniz açık havayı buldu mu hiç kaçırmaz öğlen vaktiydi ve onun çok uykusu gelmişti, eşim fotoğrafları çeken kişi :)
21 Ocak 2012 Cumartesi
18 Ocak 2012 Çarşamba
İKİ ÖRGÜLÜ
Ben lisedeyken bir zamanlar (tarihi möhim değil) pek hanım hanımcıktık, işte böyle iki örüklü, kahkül yasak, önlüklü, gözlüklü ve uzun etekli. Her daim muntazam olmamız beklenirdi bizden bizde dinlerdik, benim eteğim neredeyse ayak bileklerime gelirdi hiç yalan yok:) Düşündüm de pek vintagemişiz ya:) Böyle güldüğüme bakmayın ergenliğin doruklarında asi bir gençtim ben epey bir bunalım takılan, anlarsınız işte platonik aşkların yaşandığı:)
ÇİÇEK ÇİZERKEN
Bahar gelecek biliyorum,
Bizim fabrikanın öte yanı çayırlık, erken doğmuş kuzuları bile görüyorum
Her yerim dona dona dalından kopardım bu güzeli
Soğuğa rağmen ayakta kalmayı başarmış çiçeği gelsin koparsın Fadiş
sonradan pek koydu bu bana
dedim ki bari resmini çizeyim de hakkını ödeyeyeyim!
Bizim fabrikanın öte yanı çayırlık, erken doğmuş kuzuları bile görüyorum
Her yerim dona dona dalından kopardım bu güzeli
Soğuğa rağmen ayakta kalmayı başarmış çiçeği gelsin koparsın Fadiş
sonradan pek koydu bu bana
dedim ki bari resmini çizeyim de hakkını ödeyeyeyim!
KALPLER
23 cm'lik pamuklu kumaş üstüne artık kumaşlardan kestiğim üç farklı boyda kalbi üç ayrı renkte ipi iki kat yaparak aplik ettim. Kalpleri biraz yanlız bulunca kırmızı ve siyah renkli kumaş boyasıyla iki kalbi de sonradan ekledim.
Mahmur prenses blogu bir proje başlatmış, "sevgi perdesi projesi" adı da çok güzel, bu projede bloglar kendi elleriyle yaptıkları bir parçayı isimlerini de yazarak mahmur prensese gönderecek ve sonunda bütün parçalar bir araya gelecek sevgi perdesini oluşturacak. Benim hoşuma gitti ve hazırladığım parçayı bu gün gönderiyorum, siz de katılmak isterseniz blogunu ziyaret edin.
17 Ocak 2012 Salı
BEN EN ÇOK BAHARI SEVERİM
Dışarda soğuk var, her yer buz tutmuş, bitkiler donmuş,
dalda kalan son yapraklar büzüşüp gitmiş, her yerde uyku var ama bu uyku geçici bilirim,
bilirim kıştan sonra bahar gelecek,
bilirim kış olmasa baharın kıymeti bilinmez
ama ben en çok baharı severim, belki de baharda doğduğumdandır kim bilir?
Ben doğarken, nenemin de kuzuları olmuş erkenden
o bahar günü damlardan buzlar sarkıyormuş,
daha nefesimi aldığım ilk günlerde bronşit olmuşum Allah'ın izniyle de iyileşmişim.
Rabbim bir ömür biçmiş yaşıyoruz hamd olsun, o gün bu çocuk fazla yaşamaz boşuna masraf etmeyin diyen doktor beni altı ay sonra gördüğünde çok şaşırmış, eh böyle bir cümle kuran doktordan da ancak bu beklenirdi zaten öyle değil mi?
Ben en çok baharı severim, doğanın tekrar uyanışını zevkle izlerim, içim kıpır kıpır olur dallarım çiçeklenir.
Nefesim bile değişir, bütün evreni kucaklamak isterim
Çok dedim biliyorum ama ben en çok baharı severim.
Bilmem özlemimi anlatabildim mi?
Bilmem özlemimi anlatabildim mi?
16 Ocak 2012 Pazartesi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)












