Deniz, bez bağlatma konusunda beni çok zorluyor, dün yine aynı şeyi yaşadık ve ben de biraz bezsiz dolaşsın bakalım dedim. Sonuç olarak oyunun tam ortasında önce çişini ve ben daha müdahale edemeden kakayı parkenin üstüne yapmış oldu. Yumurcak yerdekilere şaşkın şaşkın baktı, durumu ona anlattım, bak oğlum bunlar senin kaka ve çişin, burdan geldi, böyle kazalar olur, hadi şimdi birlikte yeri temizleyelim, sana da bir bez bağlayalım dedim, hiç itiraz etmedi yumurcak.
Akşam sordum ona kakan var mı, kaka nerden geliyor diye işaret etti. Şimdi kakan var mı dediğimde de gene işaret etti ama ben yine iş olduktan sonra öğrenebildim. Bir dahaki sefere daha hızlı olacağım.
28 Ağustos 2010 Cumartesi
25 Ağustos 2010 Çarşamba
BABA OĞUL PARKTA
Dün akşam baba oğul parka gitti, ben gidemeyecek kadar hasta hissettim kendimi. Bademciklerim şiş ve öksürük de cabası. Bütün gün öksürmekten yorgun düştüm ve acele tarafından akşam yemeğini birlikte yiyip onları gönderdim parka, kendimi de yatağa. Bir saat uyumuşum, iyi geldi, biraz kendime geldim.
Sevgili, hararetli hararetli Deniz'in yaptıklarını anlattı. Bizim oğlanı tutabilene aşkolsun, doktor 18. ay kontrolünde koşabilir her an dediğini anlamış sanki her yere koşarak gidiyor. Kaydırağa merdivenden çıkmak istemiyor, tutuna tutuna kaygan zeminde mücadele ediyor, yerde her bulduğu izmariti gösteriyor, parkta bulunan havuzun etrafında koşturmaktan zevk alıyor. Havuzlu park geniş, oğluş geniş alanın ferahlığında kendini rahat hissediyor. Eve geldiklerinde yorulmuşlardı, doğru banyoya gittik, temizlendik.
Bu aralar müziğe daha bir düşkünüz. Dans etmeyi seviyoruz. Çocukların özgürce sallanmalarını, rahat tavırlarını izlemek çok zevkli.
Sevgili, hararetli hararetli Deniz'in yaptıklarını anlattı. Bizim oğlanı tutabilene aşkolsun, doktor 18. ay kontrolünde koşabilir her an dediğini anlamış sanki her yere koşarak gidiyor. Kaydırağa merdivenden çıkmak istemiyor, tutuna tutuna kaygan zeminde mücadele ediyor, yerde her bulduğu izmariti gösteriyor, parkta bulunan havuzun etrafında koşturmaktan zevk alıyor. Havuzlu park geniş, oğluş geniş alanın ferahlığında kendini rahat hissediyor. Eve geldiklerinde yorulmuşlardı, doğru banyoya gittik, temizlendik.
Bu aralar müziğe daha bir düşkünüz. Dans etmeyi seviyoruz. Çocukların özgürce sallanmalarını, rahat tavırlarını izlemek çok zevkli.
19 Ağustos 2010 Perşembe
18. AY DOKTOR KONTROLÜ, BEŞLİ KARMA AŞI VE BİRAZ GEZİNTİ
Bu akşam 1.5 yaş kontrolü vardı doktorumuzda. Gittiğimizde beşli karma aşısı da yaptırdık. boy 83cm, kilo 10.3
Kilomuz biraz az ama boy iyi, doktor boy uzadıysa beslenmeninde yeterli olduğunu düşündüklerini söyledi, zaten oğlum çok şükür dengeli besleniyor. Gece sütüne devam ediyoruz, akşam yemeği ile uyku arasında kısa bir zaman olduğundan o saatte başka bir şey yemek istemiyor bu yüzden gece 24 te biberonla süt veriyorum.
Doktor kontrolünden sonra biraz gezdik ve kitapçıları oyuncak mağazalarını dolaştık. Oğluşa "Oğlumun tuvalet kitabı"nı aldık, çok hoşuna gitti. Ayrıca safari hayvanları serisini (plastik oyuncak) ve 3-4 parçadan oluşan bir kutu puzzel aldık. Önce safari hayvanlarını oyun masasına yerleştirdim, puzzelları bir hafta sonra vereceğim, oyuncakların hepsini birden verdiğimde ilgisi çabuk dağılıyor.
Genel olarak doktor kontrolünden mutlu olarak çıktık, eve geldiğimizde ise oğluş çoktan uyumuştu.
Kilomuz biraz az ama boy iyi, doktor boy uzadıysa beslenmeninde yeterli olduğunu düşündüklerini söyledi, zaten oğlum çok şükür dengeli besleniyor. Gece sütüne devam ediyoruz, akşam yemeği ile uyku arasında kısa bir zaman olduğundan o saatte başka bir şey yemek istemiyor bu yüzden gece 24 te biberonla süt veriyorum.
Doktor kontrolünden sonra biraz gezdik ve kitapçıları oyuncak mağazalarını dolaştık. Oğluşa "Oğlumun tuvalet kitabı"nı aldık, çok hoşuna gitti. Ayrıca safari hayvanları serisini (plastik oyuncak) ve 3-4 parçadan oluşan bir kutu puzzel aldık. Önce safari hayvanlarını oyun masasına yerleştirdim, puzzelları bir hafta sonra vereceğim, oyuncakların hepsini birden verdiğimde ilgisi çabuk dağılıyor.
Genel olarak doktor kontrolünden mutlu olarak çıktık, eve geldiğimizde ise oğluş çoktan uyumuştu.
18 Ağustos 2010 Çarşamba
18.AY
Deniz artık canı istediği zaman "tamam, iyi, anne, baba, gel" diyor. Bunun dışında anlaşılmaz kelimelerle uzun uzun konuşuyor.
Çatal, kaşık kullanmakta epey ustalaştı, bardaktan suyu döke saça içebiliyor.
Damak tadı gelişti, annesi babası ne yerse o da yemek istiyor. Soğan, domates, salatalık, tarhana çorbası, yoğurt çorbası, köfte, balık (levrek, çupra), makarna severek yediği yiyecekler; ayrıca salatanın suyuna batırılmış beyaz ekmeği, limonu ve peynirli ekmek yemeği seviyor. Şu sıralar taze fasulye ve brokoliyi de başka yemeklerle karıştırmadan yemeğe başladı.
Müzik eşliğinde veya müziksiz bir kolunu semazenler gibi kaldırıp dönmeyi çok seviyor, çıplak ayakla ayaklarını yere vurarak dansetmeye bayılıyor.
Saklambaç, top sürmek, koltuklara tırmanmak favorilerinden.
Legolarını yataya doru genişleyen diziler halinde ekliyor, üçüncü kata hiç çıkmıyor.
Mıknatıslı resim yapma aparatını bilirsiniz, çok ucuz ve her yerde bulunabilen bu oyuncak Deniz tarafından çok seviliyor. Bıkıp usanmadan çiziyor, siliyor.
Meraklı minik dergisini karıştırmayı seviyor.
Legolardan yaptığı şekilleri araba niyetine oynuyor ve araba sesi çıkartarak canlandırma yapıyor.
Kaşık ve çatalla yemek yermiş gibi oyun oynuyor.
Herhangi bir şeyi yerleştirirken veya dizerken sabırlı, işini tamamlayıncaya kadar denemekten vazgeçmiyor.
Bir bez buldumu yerleri, duvarları silme konusunda pek hevesli.
Düzeni seviyor, daha doğrusu kendine has bir düzeni var ve ben farketmesemde o farkediyor ve ortamı eski haline getiriyor, eşyasının nerede olması gerekiyorsa oraya koyuyur, itiyor.
Yerde herhangi bir kırıntı, toz, bir parça görürse işaret edip onu alıyor ve bana veriyor.
Koşuyor, geri geri gidiyor, dönüyor, tırmanıyor, şimdi de çıkmak istediği yere ulaşmak için puf yada başka bir yükseltiden yardım alarak tırmanmak istediği yere tırmanıyor.
İstediği bir şey olmadığında huysuzlanmaya ve ağlamaya ve yüz üstü yere yatmaya başladı, görmemezlikten geliyorum ve hemen kalkıyor bu harekete son verip normale dönüyor.
Hala televizyon seyretmesine izin vermiyorum fakat geçenlerde baby first'te iki dakikalık bir çizgi film izlettirdim, resmen tv ye kilitlendi doğrusu bu manzara hiç hoşuma gitmedi ve iki gündür eline kumandayı alıp televizyonu açmamı istiyor, konuyu değiştirip başka şeylerle ilgilinmesini sağlıyorum.
Kalemi şimdilik sağ eliyle tutuyor, kesik kesik çizgiler çizerken şimdi dairesel ve bütün çizgiler çiziyor. Çizgilerinde devamlılık var ve hadi köpek çizelim kuş çizelim dediğimde aynı olmayan onun imgeleminde ne ise o şekilde farklı iki çizgi yığını karalıyor kendince.
Bazı kavramlar oturdu artık. Gece-gündüz, sıcak-soğuk, çıplak-giyinik, temiz-kirli, açık-kapalı gibi.
Resmini veya gerçeğini gördüğünde tanıdığı ve sorduğumda gösterdikleri: Güneş, ay dede, çiçek, yaprak, kedi, köpek, maymun, balık, tavuk, inek, kuş, keçi, ayı, ağaç, traktör, çöp kamyonu, tanker, kamyon, araba, deve, at, eşek, yıldız, elma, karpuz, muz, üzüm, şeftali, salatalık, el feneri, çadır, çatal, kaşık, tabak, makarna, masa, sandalye, koltuk, kanepe, mama sandalyesi, akrabalarımızı ve yakın tanıdıklarımızı resimlerinden tanıyor.
Eşleştirme kartındaki nesnelerin resimlerini çok rahat eşleştiriyor. 50 kadar eşleştirme kartı var (sebze, meyve ve hayvan resimleri)
Uyku rutini: Kucağımda sallayarak uyuturken, artık yer yatağına geçtiğimizden beri, yanında durup zaman zaman pış pışlayıp ninni eşliğinde uyumasını sağlıyorum (ben söylüyorum yada ninni cd si koyuyorum), uyuyuncaya kadar yatağın her tarafında dönüyor, yuvarlanıyor. Uyku saati 21-21:30 arası. Gündüz iki kere uyumaya devam ediyoruz çok şükür, sabah 1 saat, öğleden sonra 2 saat.
Küvetinde banyo yapmayı, suyla oynamayı seviyor, başına su dökülmesinden hoşlanmıyor, hala itiraz ediyor.
Kum havuzunda kova kürek oynamaya bayılıyor, bıraksanız saatlerce oynar.
Zaman zaman oyuncaklarını saklıyorum ve birlikte arıyoruz, sorular soruyorum, nerede olabilir, kırmızı kanepenin altında mı yoksa minderin altında mı? Kitap okurken eşek nasıl bağırmış, aslan nasıl kükrüyor, kuş nasıl kanat çırpmış, keçiler nasıl zıplıyor, develer nasıl yürüyor?
Devamlı söylediğimiz şarkılar: Kırmızı balık gölde, arı vız vız vız, yağmur yağıyor seller akıyor.
Gün içinde dinlemekten hoşlandığı müzik türü klasik müzik özellikle küçüklüğünden beri dinliyor, oyun oynarken bir yandan müzik dinlemeyi seviyor.
Şu sıralar inatçılık başladı, istemediği bir şey olduğunda karşı koymak, ayak diretmek, kucağımdan kaçmak, bacaklarımın arasından kaçmak gibi.Mutfağa çok meraklı, ben yemek yaparken seyretmek istiyor.
Kurcalamadığı düğme yok.
Yabancılara karşı temkinli, onlardan önce uzak duruyor, benim yada babasının karşıdaki kişiyle yakınlığına ve konuşmalarına göre iletişim kumaya başlıyor. Bazı seslerden korkuyor, tiren düdüğü, ambulans sireni, ani çalınan araba kornası, üst komşunun gürültüsü gibi.
Parkta oynamayı ve diğer çocukları seyretmeyi seviyor, en sevdiği çocuk Melike, Melike de onu çok seviyor, birbirlerinin bisikletlerine biniyor, oyuncaklarını kullanıyorlar.
Hala yaşıtı olan arkadaşlar bulamadık. Bir oyun grubu arayışı içindeyim. Daha çok çocuklarla bir araya gelmeli.
Hala bez kullanıyoruz. Yavaş yavaş lazımlığa alışmaya çalışıyoruz, bu konuda baskı hissetmesini istemiyorum daha zamanımız var.
Oğluşum, canım, beni mutlu etmeye devam ediyor, onu büyürken izlemek çok ama çok zevkli.
Çatal, kaşık kullanmakta epey ustalaştı, bardaktan suyu döke saça içebiliyor.
Damak tadı gelişti, annesi babası ne yerse o da yemek istiyor. Soğan, domates, salatalık, tarhana çorbası, yoğurt çorbası, köfte, balık (levrek, çupra), makarna severek yediği yiyecekler; ayrıca salatanın suyuna batırılmış beyaz ekmeği, limonu ve peynirli ekmek yemeği seviyor. Şu sıralar taze fasulye ve brokoliyi de başka yemeklerle karıştırmadan yemeğe başladı.
Müzik eşliğinde veya müziksiz bir kolunu semazenler gibi kaldırıp dönmeyi çok seviyor, çıplak ayakla ayaklarını yere vurarak dansetmeye bayılıyor.
Saklambaç, top sürmek, koltuklara tırmanmak favorilerinden.
Legolarını yataya doru genişleyen diziler halinde ekliyor, üçüncü kata hiç çıkmıyor.
Mıknatıslı resim yapma aparatını bilirsiniz, çok ucuz ve her yerde bulunabilen bu oyuncak Deniz tarafından çok seviliyor. Bıkıp usanmadan çiziyor, siliyor.
Meraklı minik dergisini karıştırmayı seviyor.
Legolardan yaptığı şekilleri araba niyetine oynuyor ve araba sesi çıkartarak canlandırma yapıyor.
Kaşık ve çatalla yemek yermiş gibi oyun oynuyor.
Herhangi bir şeyi yerleştirirken veya dizerken sabırlı, işini tamamlayıncaya kadar denemekten vazgeçmiyor.
Bir bez buldumu yerleri, duvarları silme konusunda pek hevesli.
Düzeni seviyor, daha doğrusu kendine has bir düzeni var ve ben farketmesemde o farkediyor ve ortamı eski haline getiriyor, eşyasının nerede olması gerekiyorsa oraya koyuyur, itiyor.
Yerde herhangi bir kırıntı, toz, bir parça görürse işaret edip onu alıyor ve bana veriyor.
Koşuyor, geri geri gidiyor, dönüyor, tırmanıyor, şimdi de çıkmak istediği yere ulaşmak için puf yada başka bir yükseltiden yardım alarak tırmanmak istediği yere tırmanıyor.
İstediği bir şey olmadığında huysuzlanmaya ve ağlamaya ve yüz üstü yere yatmaya başladı, görmemezlikten geliyorum ve hemen kalkıyor bu harekete son verip normale dönüyor.
Hala televizyon seyretmesine izin vermiyorum fakat geçenlerde baby first'te iki dakikalık bir çizgi film izlettirdim, resmen tv ye kilitlendi doğrusu bu manzara hiç hoşuma gitmedi ve iki gündür eline kumandayı alıp televizyonu açmamı istiyor, konuyu değiştirip başka şeylerle ilgilinmesini sağlıyorum.
Kalemi şimdilik sağ eliyle tutuyor, kesik kesik çizgiler çizerken şimdi dairesel ve bütün çizgiler çiziyor. Çizgilerinde devamlılık var ve hadi köpek çizelim kuş çizelim dediğimde aynı olmayan onun imgeleminde ne ise o şekilde farklı iki çizgi yığını karalıyor kendince.
Bazı kavramlar oturdu artık. Gece-gündüz, sıcak-soğuk, çıplak-giyinik, temiz-kirli, açık-kapalı gibi.
Resmini veya gerçeğini gördüğünde tanıdığı ve sorduğumda gösterdikleri: Güneş, ay dede, çiçek, yaprak, kedi, köpek, maymun, balık, tavuk, inek, kuş, keçi, ayı, ağaç, traktör, çöp kamyonu, tanker, kamyon, araba, deve, at, eşek, yıldız, elma, karpuz, muz, üzüm, şeftali, salatalık, el feneri, çadır, çatal, kaşık, tabak, makarna, masa, sandalye, koltuk, kanepe, mama sandalyesi, akrabalarımızı ve yakın tanıdıklarımızı resimlerinden tanıyor.
Eşleştirme kartındaki nesnelerin resimlerini çok rahat eşleştiriyor. 50 kadar eşleştirme kartı var (sebze, meyve ve hayvan resimleri)
Uyku rutini: Kucağımda sallayarak uyuturken, artık yer yatağına geçtiğimizden beri, yanında durup zaman zaman pış pışlayıp ninni eşliğinde uyumasını sağlıyorum (ben söylüyorum yada ninni cd si koyuyorum), uyuyuncaya kadar yatağın her tarafında dönüyor, yuvarlanıyor. Uyku saati 21-21:30 arası. Gündüz iki kere uyumaya devam ediyoruz çok şükür, sabah 1 saat, öğleden sonra 2 saat.
Küvetinde banyo yapmayı, suyla oynamayı seviyor, başına su dökülmesinden hoşlanmıyor, hala itiraz ediyor.
Kum havuzunda kova kürek oynamaya bayılıyor, bıraksanız saatlerce oynar.
Zaman zaman oyuncaklarını saklıyorum ve birlikte arıyoruz, sorular soruyorum, nerede olabilir, kırmızı kanepenin altında mı yoksa minderin altında mı? Kitap okurken eşek nasıl bağırmış, aslan nasıl kükrüyor, kuş nasıl kanat çırpmış, keçiler nasıl zıplıyor, develer nasıl yürüyor?
Devamlı söylediğimiz şarkılar: Kırmızı balık gölde, arı vız vız vız, yağmur yağıyor seller akıyor.
Gün içinde dinlemekten hoşlandığı müzik türü klasik müzik özellikle küçüklüğünden beri dinliyor, oyun oynarken bir yandan müzik dinlemeyi seviyor.
Şu sıralar inatçılık başladı, istemediği bir şey olduğunda karşı koymak, ayak diretmek, kucağımdan kaçmak, bacaklarımın arasından kaçmak gibi.Mutfağa çok meraklı, ben yemek yaparken seyretmek istiyor.
Kurcalamadığı düğme yok.
Yabancılara karşı temkinli, onlardan önce uzak duruyor, benim yada babasının karşıdaki kişiyle yakınlığına ve konuşmalarına göre iletişim kumaya başlıyor. Bazı seslerden korkuyor, tiren düdüğü, ambulans sireni, ani çalınan araba kornası, üst komşunun gürültüsü gibi.
Parkta oynamayı ve diğer çocukları seyretmeyi seviyor, en sevdiği çocuk Melike, Melike de onu çok seviyor, birbirlerinin bisikletlerine biniyor, oyuncaklarını kullanıyorlar.
Hala yaşıtı olan arkadaşlar bulamadık. Bir oyun grubu arayışı içindeyim. Daha çok çocuklarla bir araya gelmeli.
Hala bez kullanıyoruz. Yavaş yavaş lazımlığa alışmaya çalışıyoruz, bu konuda baskı hissetmesini istemiyorum daha zamanımız var.
Oğluşum, canım, beni mutlu etmeye devam ediyor, onu büyürken izlemek çok ama çok zevkli.
16 Ağustos 2010 Pazartesi
TATİL GÜNLÜĞÜ
Deniz, abileri sayesinde pek çok şeyi öğrenmiş ve biraz daha büyümüş olarak evine geri döndü, artık koltuklara tırmanacak cesareti kendinde buluyor, aniden sıçrayıp koltuğa tırmanıyor, kapı kollarına yetişip bir güzel açabiliyordu. Annesi yeni tedbirler almak zorunda hissetti kendini. Kapıları açabildiği için öncelikle pek merak ettiği klozete emniyet kilidi taktı, onun boyunun yetişeceği yerlerde bulunan eşyaları biraz daha yukarı çekti, oyun sahasını genişletti, odasındaki raf sistemini arttırdı, oyuncaklarını ve kitaplarını kolay yetişebileceği bir düzene soktu ve yer yatağına geçiş yaptı, artık direk yataktan kalkılır ve oyun oynamaya başlanır; yeni düzenden pek hoşnutuz, yer yatağı hareket alanını genişletti ve yatağın her tarafında gezinir oldu.
3 Ağustos 2010 Salı
TATİL NOTLARI
Bilirsiniz tatile çıkıldımı en çok eğlenen hep çocuklar olur; bizimkisi daha küçük olduğundan az çok rutinini bozmadan güzel bir hafta geçirdik. Kızlarla, tek baş başa günüm bir akşam havuz kenarındaki bira kaçamağı oldu, sağolsun annem de tatil konusunda pek hassas olduğundan kesinlikle çocuk bakmayı reddetti. Hak veriyorum anneme. Annemiz diye hep te çocuklar ona bırakılmazki. Elimizden geldiğince güzel vakit geçirmeye çalıştık. Kardeşimle alışveriş yapmak zevklidir, ucundan biraz alışveriş yaptık, bol bol çocuk eğlendirdik, yedirdik içirdik. Klasik düzen kardeşimde de devam etti. Oğluş kolluklara alıştı, duş almayı sevmiyordu ona da alıştı. Kuzenlerine bakıp bakıp iştahla pilavını yedi, çorbasını kaşıkladı, kuzenlerinin oyuncak cennetinden hiç çıkmadı. Akşamları ise kardeşin film arşivinden en romantik filmler seçilip izlendi. Fotoğraf yayınlayamıyorum çünkü makinam kayıptı, kardeşimde unutmuşum, bu gün elime geçti belki daha sonra yayınlarım.
Bu tatilde oğlan farklı tavırlar geliştirdi, yanımdan hiç ayrılmadı, beni görmediğinde yaygarayı bastı, tuvalete bile zor gittim; bir koala ve annesi gibi vakit ggeçirdik birlikte. Bir odada beni görebileceği mesafedeysem rahat rahat oynadı olaki gözden kayboldum hemen oyununu kesip bütün odalarda ağlayarak beni aradı. Bu aylarda bu normal midir acep?
Kardeş evi tam bir kargaşa evi oldu, bütün çocuklar ayrı telden çaldı, Demir uyumak isterken Kerem ve Gökhan oynamak istedi, Deniz uyuyacakken herkes ayaktaydı, öğünler çocuklara göre düzenlendi, mutfak bol çeneli, bağırtılı kalabalık aile mutfağıydı. Kardeşim güzel bir ev satın almış, burdan tekrar güle güle otursun diyorum. Sade ama şık bir dekorasyon yapmış, genel olarak evinde kullandığı renkleri çok beğendim sadece duvarlar biraz boştu zamanla o kısmı da halleder sanırım.
Tatilde ilk yarıyı ana oğul tamamladık umarım ikinci yarıda eşimde bizimle birlikte olur.
Bu tatilde oğlan farklı tavırlar geliştirdi, yanımdan hiç ayrılmadı, beni görmediğinde yaygarayı bastı, tuvalete bile zor gittim; bir koala ve annesi gibi vakit ggeçirdik birlikte. Bir odada beni görebileceği mesafedeysem rahat rahat oynadı olaki gözden kayboldum hemen oyununu kesip bütün odalarda ağlayarak beni aradı. Bu aylarda bu normal midir acep?
Kardeş evi tam bir kargaşa evi oldu, bütün çocuklar ayrı telden çaldı, Demir uyumak isterken Kerem ve Gökhan oynamak istedi, Deniz uyuyacakken herkes ayaktaydı, öğünler çocuklara göre düzenlendi, mutfak bol çeneli, bağırtılı kalabalık aile mutfağıydı. Kardeşim güzel bir ev satın almış, burdan tekrar güle güle otursun diyorum. Sade ama şık bir dekorasyon yapmış, genel olarak evinde kullandığı renkleri çok beğendim sadece duvarlar biraz boştu zamanla o kısmı da halleder sanırım.
Tatilde ilk yarıyı ana oğul tamamladık umarım ikinci yarıda eşimde bizimle birlikte olur.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)